Bir ada ve sakinleri hakkında bir hikaye anlatılır. Buradaki insanlar daha sağlıklı ve daha iyi bir yaşam sürebilecekleri bir başka yere taşınmayı arzu etmişler. Sorun, yüzme ve gemiciliğe ilişkin pratikteki becerileri gelişmemiş – ya da uzun zaman önce unutulmuş – olmasıymış. Bu yüzden bazı insanlar adadaki hayata alternatifler düşünmeyi tümüyle reddetmiş, diğerleriyse sorunlarına suyu geçmeyi düşünmeden, kendi imkanları dahilinde bir çözüm aramaya niyetlenmiş. Ara sıra bazı ada sakinleri yüzme ve gemicilik becerilerini tekrar icat ediyormuş. Ve yine ara sıra bir öğrenci bu mucitlerin yanına geliyor ve şöyle bir konuşma geçiyormuş:
“Yüzerek başka bir yere gitmek istiyorum.” 
“Bunun için önce yüzmeyi öğrenmen gerek. Öğrenmeye hazır mısın?”
“Evet, ama bir ton lahanamı da yanıma almak istiyorum.”
“Ne lahanası?”
“Diğer kıyıda ya da gideceğimiz yer her nereyse orada ihtiyaç duyacağım yiyecek.”
“Ama ya diğer kıyıda yiyecek varsa?”
“Ne kastettiğini bilmiyorum. Emin değilim. Lahanalarımı yanıma almam gerek.”
“Ama bir ton lahanayla yüzemezsin. Çok ağır olur.”
“O halde yüzmeyi öğrenemem. Sen lahanalarıma yük diyorsun. Bense temel besinim diyorum.”

Bunun bir alegori olduğunu ve lahanalar yerine sabit fikirler, varsayımlar ya da kesinliklerden bahsettiğimizi düşünün. Bazen yeni bir yer ancak ruhumuzu ve gönlümüzü eski sabit fikirlerden boşaltmakla başlar. Eski yükleri boşaltmayan, karşı adaya onlarla yüzmek isteyen kişi hayatta yeni kavrayışlara da yer açamaz.

KEMAL SAYAR